Ana Sayfa > Neden Boşanıyoruz? > AİLE HUKUKU > ANA-BABANIN ÖZELLİKLERİ
ANA-BABANIN ÖZELLİKLERİ
0
Okunma Sayısı: 1679

Ana-babanın özelliklerini çocuğa yönelik ve kendi özellikleri şeklinde ayrımlayarak inceleyeceğiz.

- ÇOCUĞA YÖNELİK ÖZELLİKLER:

Velayet düzenlenmesinde ana babanın çocuğa yönelik özelliklerini aşağıdaki gibi ayrımlayarak inceleyeceğiz;

- Başkasına bırakılması,
- İhmal edilmesi,
- Kaçırılması,
- Terk edilmesi,
- Yönlendirilmesi,
- Dilendirilmesi,

1. Başkasına Bırakılması:  Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana ve baba tarafından çocuk başkasına bırakıldı ise bu durumu göz önünde bulundurmak zorundadır. (" boşanma ile velayet kendisine verilen babanın o günden beri çocuğu fiilen halasına bıraktığı, halanın kocası tarafından dövüldüğü anlaşılmaktadır. Çocuğun beyanı tek başına davanın reddi sebebi yapılamaz. Davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir."-Y2HD, 04.03.2002, 2252-2783).

2. İhmal Edilmesi: Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana baba tarafından çocuk ihmal ediliyor ise bu durumu göz önünde bulundurmak zorundadır.( " Annenin çocuklara karşı gerekli ilgi ve özeni göstermediği çocuklara baba tarafından bakıldığı belirlenmiştir. Küçüklerin velayet haklarının babaya verilmesi gerekirken anneye verilmesi bozmayı gerektirmiştir."- Y2HD,07.02.2005, 16709-1492 ).

3. Kaçırılması:  Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana baba tarafından çocuk kaçırıldı ise bu durumu göz önünde bulundurmak zorundadır. Boşanma davasında genellikle güçlü olan erkek olduğu için çocuk zorla da olsa baba tarafından anne yanından kaçırılmakta/alınmakta ve ilerleyen oturumlarda anne için " çocuğu ile bugüne kadar ilgilenmedi, aramadı, sormadı!" denilmektedir.

Oysa çocuğu elinden hile ya da zorbalıkla alınan annenin çocuğu alma girişimler kocası tarafından; tehdit, hakaret ya da zorla engellenmektedir.

Evlilikteki birliktelik sırasında bile baba çocuklarını genellikle akşamları görebilmektedir. Çocuklar anne elinde büyümektedir. Bir annenin genel olarak çok zorda kalmadıkça yavrusunu terk etmesi bu sebeple düşünülemez. Çocuğu kaçırmak velayet açısından tarafı, oldukça olumsuz bir duruma sokmaktadır.

4. Terk Edilmesi: Terkten söz edilebilmesi için eylemin iradi olması gerekmektedir. (" Kadının 15.05.2000 doğumlu Ömer'i bir günlük iken babaanneye terk ettiği ve velayetini istemediği anlaşılmaktadır.  Öte yandan çocukların birlikte bulunmaları dayanışmalarının sağlanmaları için gereklidir. Bu nedenlerle 15.05.200 doğumlu Ömer ve 10.07.1986 doğumlu Mehmet'in velayetlerinin babaya verilmesi gerekir"- Y2HD, 08.02.2002, 473-1580)

5.  Yönlendirilmesi: Hakim tarafından ana baba tarafından çocuk yönlendiriliyorsa bu durum göz önünde bulundurulmak zorundadır. Yönlendirmeden kasıt tarafların senin annen kötü, baban ahlaksız gibi söylemleri ve etkileridir. Bu tür davranışları sergileme dosyada kanıtlanırsa dikkate alınacaktır.

6.  Dilendirme: " Davalının 1993 doğumlu Hüseyin' e dilencilik yaptırdığı anlaşılmaktadır. Şu halde çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekirken davalı babaya verilmesi doğru değildir."- Y2HD, 25.01.2007, 12556-504.

- KENDİ ÖZELLİKLERİ

1. Dengesiz Olması: Sürekli olarak dengesiz davranışlar sergileyen ana ya da babaya velayet verilemez. (" Ana yanında kalması çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünden ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı, babanın işsiz olup, mahkemenin kabulünde de olduğu gibi dengesiz hareketlerinin bulunduğu, sürekli içki içtiği belirlenmiştir. Bu sebeple velayetin anneye verilmesi gerekmektedir."- Y2HD, 27.12.2004, 14629-15838).

2.    Sadakatsiz Olması: İdrak çağında olan çocuklar için sadakatsiz ana ya da baba iyi bir model oluşturmayacaktır. Başka bir anlatımla sadakate uygun davranan eşin bir özrü/ engeli bulunmadığı takdirde velayeti kullanmada öncelikli olmalıdır.

3.     Şiddet Uygulaması: Çocuğuna şiddet uygulayan ana ya da babaya velayet verilemez. (" davalının velayet hakkı kendisine verile E'yi dövdüğü ona karşı görevlerini savsakladığı anlaşılmıştır. Velayet hakkının anneye verilmesi gerekir."- Y2HD, 24.06.2002, 7767-8457 ).

4.     Tutuklu Olması: Tutukluluk verilmesini mutla olarak engellemez. Bu konuda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.

5.     Ölmesi: Küçüğün velayet hakları verilen taraf ölmüşse bu durumda velayet hakları kendiliğinden diğer tarafa geçmez. Ancak engel bir durum kanıtlanmadığı sürece kural olarak velayet diğer eşe verilmelidir.(" boşanma sonrası velayet kendisine verilen anne 21.10.2005 tarihinde vefat etmiştir. Toplanan delillerden velayeti askıda bulunan küçüklerin velayetinin babaya verilmesinde engel bir durum kanıtlanmamıştır. Aslolan küçüklerin velayet altına konulmasıdır. Davacı babanın davasının kabulüne karar vermek gerekir"- Y2HD, 24.05.2007, 15381-8696 ).

6.    İstemiyor Olması: Velayeti istemediğin açıklayan taraf karşısında velayeti isteyen taraf varken elbette koşulları varsa velayeti isteyen tarafa öncelik verilmelidir. Velayeti hem ana hem baba istemediğini açıklamışsa bu durum değerlendirilmeli ve gerekirse Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre karar verilmelidir.

7.     Meslekleri: Ana ve Baba mesleklerinin gereği olarak çocuğun bakımı ile bizzat ilgilenemeyecek olabilir. Böyle bir durumda varsa çocukla bizzat ilgilenebilecek olan taraf tercih edilmelidir.

Örneğin asker ya da polis olan babanın sürekli operasyonlara katılmak zorunda kalması sebebiyle çocuğunda bir veya birkaç aylık dönemlerde ayrı kalmak durumunda ise çocuğu ile bizzat ilgilenebilecek durumda olan anaya velayet verilmelidir.

Özellikle yurt dışında çalışma varsa bu durum gözetilmelidir.

8. Ekonomik Durumları: Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana babanın ekonomik durumlarını çocuğun güvenliğini etkilediği ölçüde göz önünde bulundurmak zorundadır. Sadece ekonomik durumun iyi olması velayetin o tarafa verilmesine gerekçe yapılamaz. Başka bir anlatımla çocuğun güvenliğinin tarafların ekonomik durumları sebebiyle tehlikeye düştüğü iddia edilip kanıtlanmadığı sürece ekonomik durumun velayetin düzenlenmesinde doğrudan bir etkisinden söz edilemez. Velayet kendisine verilmeyen taraf ekonomik durumu iyi ise bu seviyede nafaka ödeyerek velayet kendisine verilen yoksul eşinin bu eksikliğini gidermelidir.

9. Kötü Davranması: Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana babanın çocuğa davranmasını göz önünde bulundurmak zorundadır.

10. Tehdit Etmesi: Hakim boşanma davasında velayeti düzenlerken ana babanın çocuğu tehdit etmesini göz önünde bulundurmak zorundadır. (" çocuğun babasının açıklanan küfür, hakaret ve tehdit edici davranışları yüzünden ruhsal açıdan anksiyete reaksiyon denilen ruhsal rahatsızlığa uğradığı, ciddi tedirginlik ve endişe içinde olduğu anlaşıldığından velayetin babaya verilmesi doğru görülmemiştir".- Y2HD, 26.04.2005, 4856-6792).

11. Yaşadıkları Ortam: Hakim velayeti vereceği tarafı belirlerken tarafın yaşadığı ortamın çocuk açısından bedenen ve zihnen sağlıklı olup olmadığını göz önünde bulundurarak karar vermelidir.

12. Alkol Bağımlısı olması: Alkol bağımlılığı konusunda aile sistemi uzmanlarından rapor alınarak deliller birlikte değerlendirilip sonuca göre karar verilmelidir. Alkol bağımlılığının, derecesinin ve çocuk üzerindeki etkileri incelenmelidir.

13. Akıl Hastası Olması: Akıl hastalığının velayet üzerindeki etkisi, velayet görevini tarafın gereği gibi yerine getirip getiremeyeceği araştırılıp karar verilmelidir.

14. Ruhsal Sorunların Olması: ruhsal sorunları olan tarafın, velayet konusu incelenirken araştırılması ve görevini gereği gibi yerine getirip getiremeyeceği tespit edilmelidir.

C- DİĞER İLKELER


1. Alıştığı Ortamı Değiştirme:

Yargıtay'ın velayetin verilmesinde gözettiği ilkelerden biri de çocuğun alıştığı ortamdan ayrılmamasıdır. Yargıtay, çocuğun alıştığı ortamdan ayrılmasını çocuğun ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyecek bir faktör olarak görmektedir.(" velayeti babaya verilen küçük davacı anne yanında kalmaktadır. Çocuğun alıştığı ortamdan uzaklaştıracak şekilde velayetin babaya verilmesi usul ve yasaya aykırıdır."- Y2HD, 17.11.2005, 13172-15805).

2. Kardeşlerin Ayrılmaması:

Psiko-sosyal Öğreti, hukuk öğretisi ve uygulamada egemen olan görüş çocuklarının hepsinin aynı tarafa verilmesinin çocukların gelişimine olumlu etkide bulunacağı merkezindedir. Yargıtay da çocukları birbirinden ayırmanın onların gelişimine olumsuz etki yapacağı görüşündedir.

3. Din veya Mezhep:

Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir. Boşanma sonucunda velayet eşlerden birine verileceği için çocuğun dini eğitimi hakkı da ona verilecektir. Dalayışıyla çocuğun dini eğitimi hakkında diğerinin karışma hakkı yoktur.

Yargıtay, velayetin kendisine verilmemiş olan tarafın, diğerinin verdiği dini terbiyeye müdahale edemeyeceği ve velayet kendisinde olan eşin çocuğu kendi dininde terbiye etmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağı görüşündedir.

Önemli olanın çocuğu yararı olduğu düşünüldüğünde çocuğun dini veya mezhebine sahip olan ana ya da babaya velayetinin verilmesinin uygun çözüm olduğu tartışmasızdır.

4. Boşanmadaki Kusur:

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma gibi boşanma sebeplerine dayalı davalarda velayetin suç işleyene, haysiyetsiz hayat sürene, acımasız ölçülerde olmak üzere pek kötü muamelede bulunana verilmemesi uygun olur.

Bu durumda belirleyici olan boşanma sebebi değil, çocuğu bu niteliklere sahip olan eşe verilerek güvenliğinin ihlal edilmemesidir.
Unutulmamalıdır ki; velayetin boşanmada kusursuz olana verileceği yolunda bir kural yoktur. Çünkü kötü bir eşin aynı zamanda kötü bir ana ya da baba olduğunu kimse söyleyemez.

5. Değer Yargıları:

Boşanma dosyasında gerçekleşen ahlaki, cinsel, dini değer yargıları da velayetin düzenlenmesinde gözetilir. Nitekim Yargıtay eş cinsel anaya velayetin verilmemesi görüşündedir.

6. Bölünmezlik ve Koşulsuz Verme:

Velayetin kademeli olarak düzenlenmesi olanaksızdır. Hakim, örneğin; on yaşına kadar anaya sonra babaya verilmesi şeklinde kademeli velayet düzenlemesi yapamaz.

Hakim gerek gördüğü değişikliği gerek istek üzerine gerekse kendiliğinden yapabileceği için kademelendirme geçersizdir.

Aynı nitelikte olmak üzere velayet bir bütün olarak verilmelidir. Hakimin bakım ve eğitimi anaya, mallarının yönetimini babaya bırakması olanaksızdır.

Velayet koşullu olarak da verilemez. Hakimin velayeti yurtdışına çıkmaması koşuluyla ana ya da babaya vermesi olanaksızdır. Velayet hakkının kullanılması koşulla sınırlandırılamaz.

Kaynak: Ömer Uğur GENÇCAN (Y2HD Üyesi), Boşanma, Tazminat ve Nafaka Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2008

 

Av. Hasan KEÇE

Yorum bırakın
Adınız
 
E Mail Adresiniz
 
 
Yorumunuz
 
Doğrulama
5+2=  
Online Kullanıcı Sayısı: 17